Mevlevihaneler
Konya'da
Mevlana Celaleddin Rumi adına oğlu Sultan Veled tarafından 13. yüzyıl sonlarında kurulan Mevlevi
Tarikatı mensuplarının bulunduğu tekkelere Mevlevihane denmektedir.
Mevlevihaneler genellikle külliye biçiminde planlanmıştır. Merkezinde semahane,
çevresinde türbe, mezarlık, Meydan-ı Şerif ve mescid yeralır.
Türkiye’de mevcut bulunan mevlevihanelerden sadece
Galata Mevlevihanesinde tasavvuf müziği konserleri ve
sema gösterileri yapılmaktadır.
Galata Mevlevihanesi
Kasımpaşa Mevlevihanesi
Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi)
Yenikapı Mevlevihanesi
Üsküdar Mevlevihanesi
Galata Mevlevihanesi
1975 yılında
müze olarak hizmete açılmış olan Galata Mevlevihanesi diğer adıyla Kulekapı Mevlevihanesi devrinin kültürünü ve sanatını yansıtan kurumlardan biridir. Yüzyıllar boyunca
musiki ile bilimi bir arada kaynaştıran mevlevihanelerin Türk kültürüne etkileri büyük olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan
pek çok kişi güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda
kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir.
Beyoğlu
semtinde Yüksekkaldırım'a inen yokuşun başında yer
alan mevlevihane, İstanbul'un en eski mevlevihanesidir. II. Sultan Beyazıd Devrinin beylerbeyi olan İskender Paşa'nın av çiftliği üzerine 1491 yılında
inşa edilmiştir. İlk şeyhi de Mehmed Semâ-i Çelebi'dir. Mevlevihane Sultan III. Mustafa zamanında
(1766) yangın geçirmiş ise de aynı sultan zamanında bugün ayakta olan mevlevihane yaptırılmıştır. Bina daha sonraki yıllarda
Sultan III.Selim, II. Mahmud ve Abdülmecid zamanlarında onarım görmüştür.
Faaliyetini 1925 yılına kadar sürdüren mevlevihane 1967-1972 yılları arasında tekrar onarılmıştır. Külliye
halinde inşa edilmiş olan mevlevihane; semahane,
derviş hücreleri, şeyh dairesi ve hünkar mahfeli,
bacılar kısmı, kütüphane, sebil, muvakkithane, mutfak, türbeler ve haziren
oluşmaktadır. Hazire(Mezarlık)de Mevlevihanede şeyhlik yapmış olanlarla, eşleri, kudumzenler,
neyzenler, divan sahibi şairler gömülüdür. Ayrıca Humbaracı Ahmed Paşa'nın, Türkiye'de ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın, ünlü bestekâr Vardakosta Seyyid Ahmed Ağa'nın, Nayi Osman
Dede'nin ve Tepedelenli Ali Paşa'nın aile efradının
mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları yazı ve süslemeler açısından da çok
değerlidir.
Bakanlığımız
Galata Mevlevihanesi Müzesi'nde kısa süreli Tahsis
Yönetmeliği'ne göre izin alarak, her hafta sonu özel dernekler tarafından Sema
Gösterisi düzenlenmektedir.
Kasımpaşa Mevlevihanesi
Eski
İstanbul yaşantısında isminden sık sık söz edilen
Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin kurucusu Fırıncızade Sırrı Apti Dede’dir.
Onun bu Mevlevihane’yi kurmasının özel bir nedeni vardır; Galata Mevlevihanesi’nin şeyhlik makamı boşaldığında kendisinin o
makama getirileceğini ummuştu. Ne var ki şeyhlik makamı Mesnevî Sârihi Ankaralı İsmail Rusûhi Dede’ye verilince buna çok üzülmüş ve Kasımpaşa’da babadan kalma bostanlar
içerisine kendisini sevenlerin yardımıyla bu Mevlevihane’yi yaptırmıştır.
Kasımpaşa Mevlevihanesi harem ve selamlık olmak üzere bir birini
tamamlayan iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Yapımına 38.000 kuruş
harcanmış, kerestesi özel olarak Romanya’dan getirilmiştir. Mevlevi muhibbi
olarak bilinen Sultan III.Selim, Sultan II.Mahmut ve
Sultan III.Ahmet Mevlevihane’ye maddi yardımlarda bulunmuş, çeşitli dönemlerde
onarımlarını yaptırmış, fırsat buldukça da ziyaret etmişlerdir.
Kasımpaşa Mevlevihanesi de diğerleri gibi ahşap, üç katlı bir yapı
idi. Semahane, selamlık, dedegân hücreleri, harem,
hünkâr dairesi, mutbakdan oluşmuş iki bloğun birleşmesiyle
bir konak görünümünde idi. Kareye yakın bir planı olan semahanenin çevresini
iki katlı mahfiller kuşatıyordu. Üst örtü Sultan II.Mahmut döneminin sevilen ve çok sık uygulanan ampir üslubunda ahşap kubbeliydi.
Buradaki bezemeler arasına Mevlevi musikisinin vazgeçilmez enstrümanları olan ney, kudüm, halile, def, rebab, ud ile nota defteri ve bir de Mevlevi sikkesi
resmedilmişti.
Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi)
Beşiktaş Mevlevihanesini XVII.Yüzyılın önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa 1613 yılında yaptırmıştır. Mevlevihane’nin ilk şeyhi, aynı zamanda
Gelibolu Mevlevihanesinin şeyhi olan Agazade Mehmet Dede’dir. Bu Mevlevihane’nin kuruluşunu
anlatan ilginç bir de öyküsü vardır:
Kaptan-ı
Derya Ohri’li Hüseyin Paşa Akdeniz seferinden
dönerken Gelibolu’ya uğramış ve Gelibolu Mevlevihanesi Şeyhi Agazade Mehmet Dede’yi ziyaret etmeyi
unutmuştur. İstanbul’a hareketinde şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve geriye
dönmek zorunda kalmıştır. Tekrar Gelibolu’ya geldiğinde deniz sakinleşmiş,
yeniden hareket ettiğinde fırtına başlamıştır. Bunu bir gönül kırıklığına
bağlayan Hüseyin Paşa “galiba Gelibolu erenlerinden birini ziyaret etmeyi
unuttuk” diyerek sorup, soruşturmuş ve Mehmet Dede’yi ziyaret etmediğini
öğrenmiştir. Bunun üzerine Mehmet Dede’ye giderek kusurunun bağışlanmasını
istemiştir. O da donanmanın Marmara’ya açılması için dua etmiş ve Paşa’ya bir
daha fırtına ile karşılaşmayacağını söylemiştir. Bunun ardından da yakında
Sadaret mührü ile payelendirileceğini, sonra da saraya damat olacağını
müjdelemiştir. Gerçekten de Ohrili Hüseyin Paşa
İstanbul’a dönüşünde sadrazamlığa yükselmiş, bir süre sonra da damatlık Ona
layık görülmüştür. Ohrili Hüseyin Paşa, bütün bunları Agazade Mehmet Dede’nin kerametine bağlamış ve bir
şükran borcu olarak da Beşiktaş Mevlevihanesini yaptırmıştır.
XIX.Yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz Boğaziçi
kıyılarında Çırağan Sarayını yaptırırken Beşiktaş Mevlevihanesini de yıktırmıştır. Bunun üzerine Mevlevihane 1867 yılında geçici olarak
Fındıklı’daki Karacehennem İbrahim Paşa Konağına
taşınmış, orada iki yıl kalmıştır. Maçka sırtlarında, bugünkü İstanbul teknik
Üniversitesi Maden Fakültesi’nin bulunduğu yerdeki yeni Mevlevihane’nin yapımı
tamamlanınca da oraya taşınmıştır. Beşiktaş’taki son şeyhi Nazif Efendi’nin
kemikleri Maçka’ya götürülmüşse de diğer Mevlevi mezarları Çırağan Sarayı’nın
bodrumunda kalmıştır. Günümüzde aynı yerde yapılan Çırağan Otelinden ötürü bu
mezarların ne olduğu bilinmemektedir.
Mevlevihane’nin kötü yazgısı peşini bırakmamış, yapımından beş yıl sonra buraya
bir kışla yapılması kararlaştırılınca Mevlevihane 1873’te Eyüp’ün Bahariye
semtine taşınmıştır.
Günümüzde Silahtarağa Caddesi üzerinde bulunan
Mevlevihane Hatapemini Hüseyin Efendi ile Mustafa
Efendi’nin yalılarının bahçesine büyük bir semahane, harem, selamlık ve türbe
yapılmış, sonra da bunlara bir de hazire eklenmiştir.
Bahariye Mevlevihanesi 1877’de okunan bir mevlit ve ardından yapılan
Mevlevi ayini ile açılmıştır (18 Rebilüevvel 1294).
Sultan II.Abdülhamit Mevlevihane’ye 28 odalı bir harem
dairesi eklemiştir. Ne var ki bu yapı deniz kenarında ve ahşap olduğundan
rutubetten zarar görmüştür. O sırada Mevlevihane’nin başında bulunan bestekâr
ve aynı zamanda neyzen olan Hüseyin Fahrettin Dede’nin yapıyı onaracak mali
gücü yoktu. Bu nedenle de yapı topluluğu her geçen gün biraz daha harap olmaya
başlamıştı. Sultan Mehmet Reşat’ın Osmanlı tahtına çıkışı Mevlevihane için
hayırlı olmuş, Mevlevi muhibbi padişah, dergâhı tamir ettirmiş ve bunu belirten
bir kitâbeyi de avlu kapısı üzerine koydurmuştur.
Bahariye Mevlevihanesi, dergâhların kapatılmasından sonra bakımsız
kalmış, semahanesi 1935’te yıktırılmış, 1938-1939’da harem dairesi yanmıştır.
Mescit uzun yıllar depo olarak kullanılmış, Mevlevihane’nin son şeyhinin
varisleri ile Şeyh Hasan Nazif Efendi, Şeyh Küçük Hasan Nazif Efendi,
Yenişehirli Avni Bey ve Sikkezanbaşı ailesinin gömülü
olduğu türbe çökmüştür. İki fabrika duvarı arasında kalan avlu kapısı ise 1970
yılının başlarında arkasındaki ahşap selamlıkla birlikte yıktırılmıştır.
Haziresindeki 20’ye yakın mezardan bazıları eski iplikhanenin karşısında
düzenlenen mezarlığa, bazıları da Edirnekapı Şehitliği’ne nakledilmiştir.
Günümüzde Eyüp Belediyesi Mevlevihane’yi yeniden canlandırmaya çalışmaktadır.
Yenikapı Mevlevihanesi
Yenikapı Mevlevihanesi, Topkapı surları dışında, Merkez Efendi Caddesi ile Mevlevi Tekkesi Sokağı arasındaki parselde bulunmaktadır.
İstanbul’daki Mevleviliğin merkezi konumundaki bu Mevlevihane semahanesi, selamlığı, haremi, türbesi, somathanesi, muvakkithanesi, hünkâr mahfili, matbah-ı şerifi, sarnıçları ve müştemilât bölümleri ile tam bir yapı topluluğudur.
Yenikapı Mevlevihanesi’nin kurucusu Kâtip, Kocayazıcı, Yeniçeri Efendisi unvanları ile tanınmış Yeniçeri Ocağı Başhalifesi Malkoç Mehmet Efendi’dir. Malkoç Mehmet Efendi’nin bu Mevlevihane’yi kurmasını, atlatmış olduğu bir ölüm tehlikesine bağlayanlar olmuştur. Hafız Paşa’nın yanında Bağdat ve Revan seferlerine (1635) katılmış, dönüşte Yeniçerilerle aralarında anlaşmazlık çıkmış ve öldürülmek istenmiştir. Bu badireyi atlattıktan sonra dönüşte Konya Mevlâna Dergâhı’nı ziyaret etmiş “İstanbul’a sağ salim gitmek nasip olursa, orada bir Mevlevi dergâhı yaptıracağım” diye dua etmiştir.İstanbul’a dönüşünde de dergâhın yapımını başlatmış, 1597’de Mevlevihane’yi açarak Sinan Mevlevi’nin oğlu Kemal Ahmet Dede’yi şeyh yapmıştır.Yenikapı Mevlevihanesi, kuruluşundan tekke ve zaviyelerin kapanışına kadar geçen 350 yıl içerisinde 20 Mevlevi büyüğü burada şeyhlik yapmıştır.
Yenikapı Mevlevihanesi başlangıçta semahane, mescit, harem, sebil, türbe ve 18 derviş hücresinden meydana gelmişse de kısa sürede gelişmiştir. Sonraki yıllarda bu yapılar yıkılmış ve yerlerini daha büyükleri almıştır. Sultan II.Mahmut 1818’de 33.474 kuruş vererek semahane, türbe, harem ve müştemilat binalarını yenilemiştir. Ayrıca bunlara hünkâr mahfili, sarnıç, türbedar odası, matbah ve taamhane eklemiştir. Abdurrahman Nafiz Paşa buraya bir kütüphane, yanına da kendi türbesini yaptırmıştır. Bu yenilemeler yapılırken semahane kapısına da İzzet Molla 1816 tarihli kitabeyi, kubbe çevresine de Nuri Dede talik yazı ile bazı beyitler eklemiştir.Ayrıca, Sultan IV.Murat, Mihrişah Sultan, Sultan Abdülmecit, Maliye Nazırı Abdurrahman Nafiz Paşa, Devlet Kethüdası Halet Efendi ve Mısır Valisi Zuval Paşa da buraya bağışlarda bulunmuştur. Ne yazık ki Mevlevihane’nin kütüphanesi altındaki mahzende bulunan odunlar 1903 yılında tutuşarak kütüphaneyi yakmıştır. Bunun üzerine Sultan Mehmet Reşat 1910’da Mevlevihane’yi yeni baştan onarmıştır. Bu onarım işlerini Mimar Kemalettin Bey üstlenmiş ve bu kez dergâh neo-klasik üslupta yapılırken yanına bir de minare eklenmiştir. Yenikapı Mevlevihanesinin bazı bölümleri bilinmeyen bir nedenle 1961 yılında yeniden yanmış arta kalan yapılara Mevlânakapı Çocuk Yetiştirme Yurdu taşınmıştır. Yakın tarihlerde Mevlevihane bir kez daha yanmış, mezarlar ve yapının duvarları dışında ortada hiçbir şey kalmamıştır.
Yenikapı Mevlevihanesi ismini bugün "Mevlanakapı" olarak bilinen sur kapısından almıştır.
Üsküdar Mevlevihanesi
Üsküdar,
İmrahor semtinde Doğancılar’ın batısında yer alan
Mevlevihane âstâne olmayıp, bir zaviyedir. Son
yıllarda yapılan onarımlar sonunda bir bölümü camiye dönüştürülmüş ve yapı tüm
özelliğini yitirmiştir. Bu Mevlevihane’nin diğerlerinden farklı bir konumu
vardır. İstanbul’dan Anadolu’ya giden dervişlerin konaklamaları için
kurulmuştur. Galata Mevlevihanesi Postnişini Yeğen
Ali Paşa’nın oğlu Numan Bey kendi evini semahaneye dönüştürmüş, bahçesine de
diğer yapıları ekleyerek Mevlevihane’yi kurmuştur (1794). Sultan II.Mahmut Mevlevihane’yi yeni baştan yaparcasına onarmış
(1834-1835), Sultan Abdülmecit’te yapı topluluğunun eksiklerini tamamlamıştır.
Semahane,
selamlık, harem, matbah-ı şerif, derviş hücreleri ve türbeden oluşan
Mevlevihane iki katlı bir yapıdır. Zemin katı türbeye, üst katı da semahaneye
ayrılmıştır. Bu Mevlevihane’de türbenin semahane altında oluşu tarikat
mimarisinin tek örneği olarak nitelenir. Yapının bu plân düzeninde oluşu yer
kısıtlığından kaynaklanmaktadır. Mevlevihane içerisinde sanat tarihi yönünden
değerli bezemelere rastlanmamıştır.Günümüzde Mevlevihane hem cami hem de konuyla ilgili bir dernek tarafından
kullanılmaktadır.