Dîvân-ı Kebir
Divân şairlerinin şiirlerini
topladıkları deftere denir. "Divân-ı Kebir
"Büyük Defter" veya "Büyük Divân" manasına gelir.
Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu
divandadır. Divân-ı Kebir'in dili Farsça olmakla
beraber, içinde Arapça, Türkçe ve Rumca şiire de yer verilmiştir.
Divân-ı Kebir 21 küçük divân
(Bahir) ile rubâî divânının bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Divân-ı Kebir'in beyit sayısı 40.000'i aşmaktadır.
Mevlâna Divân-ı Kebir'deki bazı
şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu divâna Divân-ı Şems de denmektedir. Divânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne
alınarak düzenlenmiştir.
Mektûbât
Mevlâna'nın başta Selçuklu hükümdarlarına ve devrin ileri
gelenlerine nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen dini ve ilmi
konularda açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur.
Mevlâna bu mektuplarında, edebi mektup yazma kaidelerine
uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, ben deniz"gibi kelimelere hiç yer vermemiştir.
Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup
yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi
hitap tarzı yakışıyorsa, onu kullanmıştır.
Fîhi Mâ Fih
Fîhi Mâ Fih "Ne varsa içindedir" manasına gelmektedir. Bu
eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetleri içermektedir. Bunların
oğlu Sultan Veled tarafından bir kitapta toplandığı
sanılmaktadır. Eser 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı,
Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı
siyasi olaylara da değinilmiştir. Bu nedenle bu eser tarihi açıdan da büyük bir
önem taşımaktadır.
Eserde cennet ve cehennem, dünya ve ahiret mürşid ve mürid, aşk ve
sema gibi konular işlenmiştir.
Mecâlis-i Seb'a (Yedi Meclis)
Mecâlis-i Seb'a adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisinin, yedi vaazının
toplanmasından meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler
yapılmıştır. Eserin düzenlenmesi yapıldıktan sonra, Mevlâna'nın tashihinden
geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir.
Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak
kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği hadisleri şu konulara
ayırmıştır:
1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı
2. Suçtan kurtuluş, akıl yolu ile gafletten uyanış
3. İnanç'daki kudret
4. Tövbe edip doğru yolu bulanların Allah'ın sevgili kulu olacakları
5. Bilginin değeri
6. Gaflete dalış
7. Aklın önemi
Bu yedi mecliste, asıl şerh edilen hadiselerle beraber 41
hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her hadis içtimaidir.
Mevlâna, yedi meclisinde her bölüme "hamd-ü
sena" ve "münacat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve
tasavvufi görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale
getirmektedir. Bu yol Mesnevi'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.